Allame: Rap Müziği Yayma Fikrine Deli Oluyorum !

Yazdır

Ocak ayında Hiphoplife.PRO ve DokuzSekiz işbirliğiyle yayınladığı Anakronik albümünün ardından Türkiye turnesine çıkan Allame ile Anakronik ve sonrasındaki yorucu süreç hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. Albümün satır aralarına da ışık tuttuğumuz röportajda Türkiye’de hip hop’ın konumu ve geleceği hakkındaki samimi düşüncelerini de öğrendik. Sizlere Allame ile Anakronik sonrası gerçekleştirdiğimiz röportajı sunuyor ve iyi okumalar diliyoruz !

Ocak’ta Hiphoplife.PRO ve DokuzSekiz işbirliğiyle yayınladığın Anakronik albümünden bu yana 6 ay geçti. Geri dönüşler ne yönde, Hiphoplife.PRO işbirliğinden bu yana müzikal yaşantın nasıl şekillendi ve bu 6 aylık süreç adına albüm üzerine neler söylemek istersin ?

Öncelikle, albüm satış rakamlarıyla ilgili kaygılanan bir rapçi değilim. Hissiyatımı anlayabilecek sayıda insanla buluşmuş olmak yeterli benim için, o sebepten spesifik bir rakam yoktu kafamda albüm satışlarıyla ilgili. Bunun yanında albüme gelen tepkiler, birebir sohbetlerde aldığım yorumlar beni bir sonraki şarkılarım için çok heyecanlandırdı.
Artık daha profesyonel ortamlarda daha profesyonel kişilerle çalışıyorsun. Anakronik’in hazırlık süreci nasıldı ? Senin için yeni bir adımdı diyeceğin bir süreç oldu mu ?
Bu benim tam anlamıyla ilk fiziki market albümümdü. Dolayısıyla tam anlamıyla ete kemiğe bürünmüş yeni bir şeydi benim için ve son derece net fikirler doğrultusunda üretmeliydim şarkıları. Nitekim öyle de oldu. Teknik olarak underground şarkılar yaparken, kendimi anlatabileceğim en absürt biçimlerde kompozisyonlar kurarken; kitle faktörü, beni lirikal manada yüksek otokontrollü bir disipline soktu.

Albümdeki tüm beatler, klipler ve tasarım yine sana ait. Albümü hazırlarken her noktayı ele alman yorucu ve odaklanmayı güçleştiren bir süreç mi yoksa bu kadar fazla noktayla tek başına ilgilenmek albüm bütünlüğünü  daha da mı keskinleştiriyor ?

Sanırım bu soruyu müzik hayatımın sonuna kadar soracağım kendime : ) "beatleri kim yapmalı ? Mix aşamasında bulunmalı mıyım ? Kayıtlarımı daha rahat hissedeceğim bir yerde mi alayım yoksa profesyonel bir stüdyoda kasılayım mı ?" Tabi ki albümün komplike bir şekilde benim elimden geçiyor olması genel manada bir ahenk sağlıyor lakin başkalarının da işin içinde olması zorunlu hale gelebiliyor. Galiba kendimi yormayı seviyorum : )

Bavul şarkısında topluma duyulan genel bir öfke ve tepki hali hakim. Özellikle nakaratta tepkiyle birlikte gelen yalnızlaşma hissi daha da belirginleşiyor. Şarkıya da değinerek hissettiğin bu yalnızlıktan bahseder misin ?

Hayatım boyunca anlaşılamamaktan çok sıkıntı yaşadım. Gündelik sıkıntıları bile bir başkasına aktaramazken, içsel dengemin, düşüncelerimin bir başkası tarafından anlam kazanmasını beklemek ütopik bir şey. Şarkının konusu dert anlatmaktan ziyade derdi aktaramamakla ilgili, sanırım onu da anlatamadım : )

Albümden 4 klip yayınladın. Sonuncusu da geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Bavul” klibiydi. Aynı zamanda yönetmen de olarak klipte şarkıdaki duyguyu istediğin gibi yansıtabildin mi ? Klipten ve perde arkasından bahseder misin ?

Klip şarkının önüne geçmemeliydi, hali hazırda bir anlaşılamama sorunsalı varken dikkatli bir senaryo takibi gerektiren bir şey olmasını istemedim. İzleyenlerin tepkilerinden anlaşılıyor ki doğru bir şey yapmışım.

Gölgeler için de 2D animasyon bir klip yayınladın. Şarkıya da değinerek bu animasyon fikrinin nasıl ortaya çıktığını anlatır mısın ?

Açıkçası teknik yetersizlikten 2D animasyona döndü klip. Kurt ve dönüşüm sahnelerinde gerçekçi renderlar almak inanılmaz bir zaman dilimi gerektiriyordu, biz de olaya daha organik bir tat katmak istedik ve 2D animasyon yaptık, tabi ki çok daha iyi olabilirdi kalabalık bir ekiple. Şarkının ruhunu bozmadan, doğaya dönüş, atalarının ayak izlerini bulma çabasıydı derdim. Modern dünyanın dayattıklarından kurtulup toprağa, ormana denize uzanan bir öze dönüş hikayesiydi Gölgeler. Arkadaş ortamında dahi hep konuşulan "köyde yaşamak lazım" fikrinin bilinçaltı kazısı.

Al Basmadan Donu Var türküsünden sample aldığın Avare’de "Yiğit kılıca, şair acıya kalmaz harman" diyorsun. Peki sen yazmak için nelerden besleniyorsun ?

Tabii ki algımın dahil olduğu her şeyden, doğruluğuna, toplum tarafından kabul görülüp görülmemesi umurumda olmadan, bende herhangi bir şekilde tepki uyandıran her şeyden besleniyorum.

Pasta ve Limonata şarkısında rap'in yerinin televizyon değil sokak olduğunu söylüyorsun. Bu düşüncen sadece Türkiye için mi geçerli yoksa genel olarak mı rap'in televizyonda yer bulmasına karşısın ?  Nitekim dinlediğimiz tüm yabancı rapçileri zamanında televizyonda gördük, izledik ve takip ettik.

Türkçe rap'in son derece hastalıklı bir televizyon sığlığıyla yok olmasını ya da yozlaşmasını istemiyorum. Problem televizyonla ilgili değil. Temelde problem oluşturulmak istenilen robot kitle ve onun robot fabrikası olan televizyonla. Aksini düşündüğüm televizyon programları yapıldı bu ülkede (daha az niteliksiz olsa da) ama kurunun yanında yaş da yanıyor : ) Böyle gayet iyi, milyonlara ulaşmamıza gerek yok. Akıllı on binlere ulaşalım bence : )

Yine aynı şarkıda "Virüs gibi yayıldı rap, hiç iyi değil" diyorsun. Vaktinde hiphop'ı yaymak için çok uğraş verildi. Peki günümüze dek rap müziği yaymak adına atılan adımlar mı yanlıştı ? Neden şimdiki genel düşünce başlangıcın tam tersi olarak hiphop'ı yaymaya çalışmanın yanlış olduğu doğrultusunda ?

Ben bu işe başladığım günden beri "rap müziği yayma" fikrine deli oluyorum. Sanıyorlar ki; Memet Emmi bol giyinecek, Zeliha Teyze yufka tezgahında scratch atacak ! Yok öyle bir şey, herkes müziğini yapsın isteyen dinlesin istemeyen dinlemesin. Bu işin sevileceği varsa zaten çoktan sevilirdi keza seviliyor da. Pek tabi bende istiyorum bütün hayatımı verdiğim bu işin kitlelerce sevilmesini ama bu "yayma" olayı işin içeriğini bozuyor ve çirkinleştiriyor diye düşünüyorum. Zaten yeterince savaş veriyoruz bu işin müzik olduğunu önemli bir sanat icra ettiğimizi anlatmak adına, gerek yok lakırtıya. Bunu konuşacaklarına kitap okusunlar, güzel bir film izlesinler ya da bir resim sergisine gitsinler, bir dergiye abone olsunlar, inanıyorum ki bu müzik için çok daha yararlı bir şey yapmış olacaklar : )

Albümde Trap dokunuşlara da rastlıyoruz. Trap’in Türkiye’deki geleceği için neler söylemek istersin, son dönemlerde Türkiye’de de Trap şarkılar çoğalmaya başladı ve belki bu tarzın da kısa sürede yolundan çıkması muhtemel ?

Evet yeni şeyleri, karma soundları bir şekilde müziğime dahil etmeyi seviyorum, işin özünden uzaklaşmadığı sürece. Asıl problem üslupta değil MC'nin seçtiği konularda, eğer ki söz konusu lirikse, bu kültürün çıkardığı mutant soundların hangisini seçtiğin pek de mühim değil. Hissiyatı ve anlatmak istediğin konuyu anlatabil, yeterli.

Ocak’tan bu yana pek çok organizasyonda yer aldın. Nasıl geçti bu süreç ?

Çooooook yorucu. Albüm sonrasında bütün Türkiye'yi gezdim hemen hemen her bölgeden şehirlere de konserler ve imza günleri düzenledik. Albümün genel başarısını veya başarısızlığını, dinleyiciyle yüz yüze gelip anlamak çok iyi hissettirdi.

İlerleyen dönemlerde yer alacağın organizasyonlardan ve projelerden bahseder misin ?

Açıkçası uzunca bir süre sahne almak istemiyorum. Biraz dinlenmek ve kendim için bir şeyler üretmek istiyorum.

Yeni albüm çalışmalarına başladın mı ? Kesinleşen detaylar var mı ?

Durduramıyorum kendimi : )

Eklemek istediğin bir şey var mı ?

Bu işe gönül veren, destekleyen ve iyi niyetli tüm insanlar; var olun :)

Dinle / Satın Al: HiphoplifeShop.com (CD) & iTunes & Spotify

Online: www.fb.com/allameofficial61 & www.twitter.com/hamzaallamegul